22 Eylül 2014 Pazartesi

Murtaza Mutahhari'nin Bacon'un Görüşünün Temel Alındığı Eğitim Öğretim Sistemine ve İlmin Tanımına Eleştirisi


“Bacon; “İlim insan için bir oyuncaktır. Bize ilmin peşinden gidin, çünkü gerçeği keşfedersiniz ve gerçeği keşfetmek mukaddestir dedikleri doğru değildir. Aksine insan, ilmi, hayatın hizmetine sokmalıdır. İnsanın hayatı için olan ilim iyidir, insanı tabiata hakim kılan bilim iyidir. İnsanı iktidar sahibi yapan ilim iyidir.” dedi. Böylece ilmin istikameti değişti, ilmin yönü tabiatı keşfetmeye döndü. Neden? çünkü insanın daha fazla tabiata hakim olması onun sırlarını çözmesi lazımdır. Peki, eğer ilim tabiata hakim olursa neticesi ne olur? Yani daha iyi bir hayat şekli elde edebilir mi? İnsanın refahı mı artacaktır? Nasıl?

Elbette bu görüş açısı insan için bir hizmettir. Yani ilim, tabiatı keşfetme noktasına gelmesi ve böyleye tabiata hükmederek, ondan insan için faydalanmak güzel bir fikirdir. Ama bunun yanı sıra ilim, yüksek değerini ve yüce makamını kaybeder. Bugün bile eğer dikkat ederseniz eski merkezlerde, eski usullerle din eğitimi gören talebelerde ilim bu değerini henüz kaybetmemiştir. İlim, onlar için hala, mesela “Adabü’l Mütealimin” ve “Minyetü’l Mürid” kitaplarında beyan edilen, değerini muhafa etmektedir.

O kitaplar, hadis, rivayet ve buna benzer şeylerden bahsetmektedir. Dolayısıyla onlar için ilmin bir kutsiyeti vardır, bir temizliği vardır. Bu rivayet ve hadislerde; ilim öğrenmeye din merkezine gidilirken temizlenmeli, abdest almalısınız diye emredilmektedir. Bir talebenin yanında hocanın büyük bir kutsiyeti vardır. Talebe üstadına özel bir saygı besler. Gerçekten de öğrencinin ruhunun derinliklerinde hocasına karşı derin bir ihtiram vardır. Bir talebe, ilmi eğer dünya malı için öğreniyorsa, ben bununla gelecekte para kazanacağım diyorsa, utanç duymalıdır. Eğer bir öğretmen de ilmini para karşılığı yapıyorsa, paraya tenezzül ediyorsa ilmin yüce makamını ve değerini düşürüyor demektir. Ama bugün uygulanan Bacon’un yöntemiyle ilim baştan başa kutsiyetini çoktan yitirmiştir. Bir talebenin ilim öğrenmeye başlaması onun için hayata bir başlangıç sayılmaktadır. Eğer bir insan ilkokula, liseye, üniversiteye gidiyorsa bunun bir sebebi vardır. Bu sebep rahat bir hayat elde edebilmek için, doktor veya mühendis olmayı amaçlamaktır. Bunun, ticaret borsasında bir tüccarın yanında çalışandan farkı yoktur. Her ikiside işini para kazanmak için yapmaktadır. Hatta öğretmen için de aynı durum söz konusudur. Bugün hocasının ardından utanmadan küfrebilen öğrenciler görüyoruz.

10 Temmuz 2014 Perşembe

İslam İle Diğer Toplumsal Kuralların Mukayesesi

... 

  Şayet dünyadaki gelişmiş toplumların sahip bulundukları kuralları dikkat ve titizlikle gözden geçirirsek, o toplumların sanayi ve bilim dallarındaki ilerlemelerinin aklı hayrete düşürdüğü, kaçınılmaz bir gerçek olarak ortaya çıkacaktır. Ayrıca onların güç ve kuvvetlerinin Ay'a ve Merih'e kadar el attığını, memleket teşkilatlarının insanı hayret denizi içerisinde boğduğunu iyice farketebiliriz.

  Fakat söz konusu o toplumların kalkınma kuralları, şımarık ve gururlu gelişmelerine rağmen, yine de kara gün ve zavallılığın kapılarını dünya insanları üzerine kapamayı başaramamış, aksine ardına kadar açmıştır.

  Asrın dörtte biri kadar az bir zaman içerisinde dünyalıların büyük bir kısmını toprağa gömüp kana sürüklediği ve milyonlarca zavallı insanı yokluk rüzgarına verdiği inkar edilemez bir gerçektir. Günümüzde ise, insanın ve insaniyetin yok olması pahasına meydan okuyan ve dünyalıları tehdit eden korkunç bir üçüncü dünya savaşı söz konusu olmaktadır.

  İşte toplumların sımsıkı sarıldığı şu kurallar, ortaya çıktığı ilk günden itibaren kendisini insanlık dostu ve insanlık yanlısı olarak ilan etmesine rağmen, o günden itibaren, dünyanın diğer milletlerinin alnına kölelik damgası vurmuş, dört büyük kıtasını sömürgecilik zinciriyle bağlayarak kayıtsız ve şartsız Avrupa kıtasına teslim etmiştir.

  Başka bir ifadeyle, milyonlarca zavallı halkın malının, canının ve ırzının üzerine, bir avuç kendi toplumunu kayıtsız ve şartsız olarak egemen kılmıştır.

  Kuşkusuz gelişmiş toplumlar kendi yaşadıkları bölgelerde maddi menfaatleri fazlasıyla elde etmekte ve insani arzuların çoğunda, örneğin adelet, sanayi ve kültürel eğitim gibi bazı dallarda ilerlemeler kaydetmişlerdir. Fakat sürekli olarak dünyanın geleceğini geçmişinden daha kötüye sürüklemektedirler. Dünyada uluslararasında baş gösteren çekişme, sürtüşme ve kan dökme gibi acı ve kara günlerin, onların körüklenmesiyle alevlendiği inkar edilemez bir gerçektir.

5 Mayıs 2014 Pazartesi

Personal Trainer Karmaşası Bölüm 1

Bu yazıyı ülkemizde(Türkiye) bulunan personal trainerlara ve çeşitli nedenlerden dolayı personal trainera ihtiyaç duyanlar için karalıyorum. [Bu yazı Türkçe olmadığı için herhangi bir kaynak(araştırma, üstadlar vs.) kullanmadan yazacağım fakat isteyen kişi olursa yardımcı olurum.]

“Hayır; gerçekten insan, azar. Kendini müstağni gördüğünden. (Alak Suresi, 6-7)

Sorunun Personal Trainer kısmının bu ayeti anlamadığımızdan dolayı kaynaklandığını düşünüyorum.

Bir pazarlama aracı olarak gülümseme
Personal Trainer Nedir?
Kısaca açıklarsak kelime anlamının kişisel çalıştırıcı olduğunu söyleyebiliriz. Bir personal trainer her yönüyle çalıştırdığı kişinin vücudunu tanımalıdır.

Bu yönüyle personal trainer dediğimiz kişinin egzersiz haznesinin çok olması ve 10'a kadar sayması yetmiyor. Bu üzerinde çokça konuşulabilecek bir konu fakat ben, gerek internetten gördüğüm gerekse canlı canlı şahit olduğum personal trainer hatalarına(tam olarak değil) değineceğim.

1. Amaçsız Antrenmanlar
Ya da antrenman yapmak için yapılan antrenmanlar diyebiliriz. Bir insan yapılan şey ne olursa olsun bir amaç hatta doğru bir amaca ihtiyaç duyar. Şimdi sorsak alacağımız cevaplar muhtemelen fit olmak gibi şeyler olacaktır. Fakat bunu istemenin, dünya barışını istemekten bir farkı yok.

Bu konuda iki tane itirazım var..

  • "Fit" olmak isteyen herhangi biri neden bir personal trainera ihtiyaç duyuyor? 
  • Böyle bir kişiyle PT gibi bir ünvana sahip(!) kişinin ne işi var? (PARA)
Fakat sorun fit olmak isteyen kişilerle bitmiyor. Bu konuda ülkemizde fazla rastlayamadığımız profesyonel sporcuların aynı hataya düşmeleridir. Burada da iki tane konuya itiraz ediyorum.
  • Sporcu neden antrenman hakkında sorular sormaktan çekiniyor? Squat yapıyorsun neden? Back Squat yapıyorsun neden Front yapmıyorsun? Hang Clean yapıyorsun neden? Neden ilk bu egzersizi sonra bu egzersizi yapıyorsun? Hatta bu gün neden antrenman yapıyorsun? .....
  • PT'ler henüz assesment(tespit) ve correction(düzeltme) hakkında bile bilgileri olmadan neden böyle açık gözlülük yapıyorlar?
Mükemmel antrenman yaptığın her şey için kesin bir neden bulabildiğin antrenmandır.

4 Nisan 2014 Cuma

Daha akıllı telefon eşittir daha az düşünen daha fazla tepki veren insanlar

Bir iki gün önce gelişmiş bir akıllı telefona sahip oldum. Herkesin kullandığı bazı popüler uygulamalardan olan WhatsApp ve Facebook uygulamalarınıda kullanmaya başladım tabiiki. Önceki telefonumda akılla sayılabilecek bir telefondu. Fakat o telefon ile bana ulaşılabilecek 3 yol vardı. İki tanesi kısmen benim kontrolümde iken diğerinin kontrolünün kendi elimde olduğunu söyleyebilirim. Bildiğimiz arama yolu, mesajlaşma yolu ve internet.

Yalnızlık çoğu zaman hüzünlüdür. Ama hüzün insana özgüdür.
Eski telefonum varken daha yalnızdım ama artık yalnız kalma olasılığım yok. Her an isteyen kişi bana ulaşabilir veya canım sıkıldığı an telefonu elime alıp birileriyle iletişime geçebilirim vs.

Her zaman insanı geliştiren en büyük iki şeyden birinin yalnızlık olduğuna inanmışımdır. Hz. Peygamber'in vahye hazırlanması bile yalnızlıklaydı.

Eskiden kendimize sorular sorabilecek zamanımız vardı ama artık bu teknolojik aletleri araç olmaktan çıkarıp amaç halinde getirdiğimiz için böyle bir şey artık söz konusu değil. Artık aşırı sosyallikten(!) dolayı cevap vermiyoruz(düşünmüyoruz) tepki veriyoruz. Artık eski ciddiyetimizde kalmadı.

Evet hala vicdan sahibiyiz fakat oraya bir an bile olsa bakmaktan kaçıyoruz çünkü KORKUYORUZ. Eskiden sadece uyuşturucu ve alkol vardı bizi oraya bakmaktan kaçırabilecek ama artık daha büyük bir silahımız var aşırı sosyallik(teknoloji).

3 Mart 2014 Pazartesi

Bu yazım Sayın Osho'ya

Bismillahirrahmanirrahim..


Bu bir aydır Osho'nun 2 tane kitabını okuyabilme şansım oldu. Biri cesaret adlı kitabı diğeri ise zeka.. Kimileri tarafından 20. yüzyılın en iyi mistiklerinden olarak tanımlanıyor. Ne kadar ölmüş olsada yeni ismini bilmediğin için Osho'ya bu ismiyle hitap edeceğim.

Sayın Osho, senin tespitlerini 4'e ayırıyorum. Başarılı, herkesin farkında olabildiği, saçma ve komik tespitler. Sırasıyla okuduğum iki kitaba göre yaklaşık oran verecek olursam %10 başarılı, %40 herkesin farkında olabildiği %40 saçma ve %10 komik tespitlerden oluşuyor bu kitaplar.Bu oranlara bakarsak Osho bir mistik değil bir fıstık bile olamaz diyorum. Bu yazıyı ben yazdığıma göre bu benim fikrim diye her cümleden sonra yazmıyorum.

Bu iki kitaptan sonra aklımda oluşan Osho tanımı; İnsanların büyük çoğunluğu gerçekten düşünmezler, düşünenlerin büyük çoğunluğu olaylara gerçekten çok dar açıdan bakar, azınlık ise doğruyu bulabilmiş olanlardır.(koyu yazılan kısım anlıyacağınız gibi Osho tanımım)

Osho'nun kitapları büyük kısmı örneklendirmeye dayanan kitaplar. Kitabın akışına kendinizi bırakırsanız, bu örneklendirmeler çok mantıklı gelebiliyor fakat biraz düşününce örneklendirmelerin ne kadar dar açıdan bakılarak uydurulmuş örneklendirmeler olduğu görülüyor.

Allah'ın izniyle en kısa zamanda okuduğum bu iki kitap için geniş çaplı inceleme yazmayı düşünüyorum. Ama şimdilik yukarıda verdiğim oranları desteklemek için kitaptan iki parça üzerinde yorum yaparak gideceğim.

Zeka Kitabından

Kitabın bu kısmını komik tespitler kısmına koyuyorum. Sayın Osho kitabın bir çok kısmında nüfus artışından ve zararlarından vs. bahsediyor. Ve vardığı sonuçlardan biri kürtaj. Her neyse burada Osho'ya sormak istediğim bir soru var. 

  Sayın Osho, sizce insanların aç olmasının sebebi diğer aç olan insanlar mı yoksa saraylarda yaşayan ve bilmem kaç ülkeden daha zengin olan Forbes 500 şirketlerinin sahipleri mi? 

Burada varmak istediğim yer söylenen değil, Osho'nun bakış açısının bu kadar basit bir konuda bile ne kadar kısıtlı olduğudur. Bu arada şunu belirteyim, kitaplar konuşmalardan derlenmiş ama ben bunu bakış açısının darlığına yönelik eleştirimi hafifletecek bir neden olarak görmüyorum. Bakınız Şehid Malcolm X, anlık gelen bir soruya ne kadar zekice bir cevap veriyor.

4 Şubat 2014 Salı

Courage by OSHO - Book Review

I've just finished "Courage" from OSHO. This will be little and simple review about the book. I'm not able to write too philosophic when I'm using English, It's not my mother tongue.

I think the book begins great for me. It's all about defining the "Courage" as term. There is great speeches about making mistakes and trying and trying again. Great speeches about what the real LOVE is (look at the image that is below)..



I'm going to use Muslim term as the person who say I'm Muslim and doesn't live like a Muslim.

I feel responsible to write this review because his words are really powerful, but not perfect!!

I love the perspective of OSHO when he's commenting Muslims, Christians etc. But there is a problem with OSHO I think. I believe that he doesn't know enough about monotheistic religions. He blame Islam by Muslims(I'm able the talk about Islam because I'm a Muslim). Then this is the biggest mistake that a mystic can make.  In every page he talks about abstract things. But in the last pages of book refuse the god with generalizing. He match the god with fear because he doesn't know what the fear mean.

He is looking superficial about the religions. Nowadays and in the history there is really a lot people and foundation that exploit religions. But are they represent the Islam or any other religion?

There is some question that must be thinking about..

He talks about rules. I think that if there is a rule there must be rule maker, too..?
He talks about people(Muslims) that suppose the Islam as just prayers and blame the religions because of monotony. Has he ever read the Qur'an? I'm asking again, are you responsible to people that read your books?

At least, he define the Islam for the most part.
But He don't know about Islam, he know about Muslims. This the mistake that he did, I think.

16 Ocak 2014 Perşembe

16.01.2014 - 20.02.2014 Training Mesocycle

Total
  • Maximal Strength Training: 9
  • Strength Endurance Training: 6
  • Core Workout: 6
  • Block Start Training: 9
  • Flying Start Training: 4
  • Endurance Sprints: 5 + 1(glycollic) 
  • Uphill Sprints: 2
  • Aerobic work and Hurdle Mobility: 4
Sessions..

29 Aralık 2013 Pazar

Unilateral Antrenman

Çoğu ağırlık antrenmanı egzersizleri bilateral yani vücudun sağ ve sol tarafını aynı anda çalıştırılarak yapılıyor. 

Günlük hayatta yapılan hareketlere dikkat edecek olursak çoğunun simetrik olmadığını rahatça görebiliriz. Yaptığımız çoğu doğal egzersizde - koşmak ya da yürümek gibi - unilateraldir. Daha anlaşılır söylemek gerekirse aynı grup kaslar vücudun bir tarafında kasılırken diğer tarafında serbesttir. Biz insanlar tavşanların aksine böyleyiz. Tavşanlar koşarken ön ayaklarını(ikisini birden) aynı anda atar ve aynı şekilde kuvveti arka ayaklarının ikisinden birlikte alır. (muhabbet kuşları yürüyebilirken(unilateral) kanaryalar sıçrayabilirler(bilateral)) Biz insanlar ise yürürken tek ayağımızı ileri doğru atarız.

Bir insanların doğasında unilateralism olduğundan; unilateral egzersizlerde bilateral egzersizlere göre yaklaşık %10 daha kuvvetliyizdir. Örneğin biceps curl hareketini ele alırsak; bilateral olarak 20kg ile 10 tekrar yapabilen bir arkadaş, hareketi unilateral olarak yaptığında 22kg ile aynı tekrarı yaklaşık olarak yapabilir. Ya da aynı ağırlıktaki hareketi unilateral olarak yaptığınızda daha fazla tekrar yapabilirsiniz.

Fakat unilateral antrenman yapması her zaman kolay olmayabilir. Örneğin şınavı veya pull-up tek el ile yapmak gerçekten zordur. Ama her kas grubu için farklı unilateral egzersizler bulabilirsiniz.

Unilateral antrenmanıda ikiye ayırabiliriz:

1-) Değişmeli(Alternating) unilateral antrenman
Değişmeli unilateral antrenman biceps curl egzersizi üzerinden gidecek olursak; sağ kol ile hareketi tamamladıktan sonra hemen sol kol ile hareketi yapıp tekrarı bitirmek olarak tanımlayabiliriz. Değişmeli unilateral antrenmanın avantajı bir tarafın egzersizi yaparken diğer tarafın dinlenmesine izin verilmesidir. Bu antrenmanın dezavantajı ise sinir uyarılarının sürekli taraf değiştirmesidir. Koşu, yüzme gibi sporlar yapıyorsanız, sinir sisteminin bu zorluğa adapte olması için bu tür çalışma antrenmanınız bir parçası olmalı. Eğer değilse ikinci varyasyonu kullanabilirsiniz.